DİLEK BİRDİNÇ KUTZLİ

 

______________________________________________________________________________________________________________________________

Omphalos

Omphalos çağdaş Yunanca’da göbek ve mecazi olarak merkez, ortaanlamlarına gelen sözcük.
rivayet, daha doğrusu mit odur ki zeus doğduğunda rheaonu kronos'tan saklamak amacıyla bir yerlere taşıtırken zeus'un göbek bağı, yani omphalosu triton nehri yakınlarına düşmüştür. bu sebeple de göbek bağının düştüğü yere omphalos denmiştir. bir başka mit ise zeus'un dünyanın tam orta noktasını belirlemek için iki kartalı gökyüzünün iki ucundan birbirlerine doğru uçmaları için bıraktığını, kartalların da yeryüzünün tam orta noktasında çarpışarak düştüğünü söyler. zeus kartalların düştüğü yere, yani omphalos'a bir taş dikmiş ve burası dünyanın merkezi demiştir. Mecazi olarak merkez, orta anlamına gelmesinin sebebinin bu olduğu söylenir. Çağdaş Yunanca da göbek (deliği) anlamına gelmesinin sebebi degöbek deliğiinin vücudun orta noktası olmasıymış.(1)

piercing

nebel1
plesentaPlesenta

 

"Anthesterion" ayında (Şubat) Atina yakınlarındaki Agrai kentinde, "Küçük Gizemler" kutlanırdı. Bu dar kapsamlı törenler, "Boedromion" ayında (Eylül) Eleusis'te kutlanan "Büyük Gizemler" ritüelinin bir hazırlığı niteliğindeydi. Gerçekten, kutsal Boedromion ayı büyük saygıyla karşılanır, insanların şenliklere katılabilmesi için sürmekte olan savaşlara ara verilirdi. Ateşkes ilan edilir ve Sparta, Attika, Trakya ya da Pelopenesus'ta barış sağlanırdı.
Ritüel öncelikle kutsal nehirlerde oldukça eğlenceli biçimde gerçekleştirilen arınma törenleri ile başlardı. Arınma uygulamasının ardından gelen bir kaç gün süresince çevrede bulunan küçük tapınaklarda çeşitli kurbanlar sunulur, dualar edilirdi. Şenliklerin asıl başlangıcı büyük kalabalıkların Atina'da Akropol'de toplanarak Eleusis'e doğru yürüyüşe çıkması ile gerçekleşirdi. Müritler beyazlar giyinmiş olurlar, meşaleler ve "Hiera" adı verilen kutsal eşyalar taşıyarak yol boyu şarkı söylerler ve dans ederlerdi. Geçit, Eleusis'te bulunan "Telesterion" denilen büyük tapınakta son bulurdu.
Grekçe konuşmayanlar ve kan döktükten sonra arınmamış olanlar Eleusis ritlerine asla kabul edilmezlerdi. "Mystes" adı ile çağrılan her yeni adaya, çoğulukla Eleusis'in önde gelen ailelerine mensup "Mystagogos" denilen deneyimli bir önder ilk bilgileri verir ve yol yordam öğretirdi. Ezoterik bilginin daha yüksek düzeylerine ulaşmak amacıyla, ikinci kez törenlere katılanlara ise "Epoptes" adı verilirdi.
Büyük tapınakta bir araya getirilen adaylara önce kutsal bir içki sunulur ve sonra da Demeter, Persephone ve Hades'i canlandıran aktörler tarafından bir drama gösterisi izlettirilirdi. Tüm şenlik tarımda bereket teması üzerinde yoğunlaşmıştı; "bolluk yeraltından kaynaklanır" düşüncesi egemendi. Oynanan dramada, biçilen tahıl ölmekte ama verdiği tohumlar yeniden büyümektedir. Bu döngü insan ruhunun da serüvenini aktarmaktadır. Böylelikle adaylara, ölümün aslında kötü değil, iyi bir olgu olduğu düşüncesi aşılanmaya çalışılmaktadır. Sonunda adaylar, gelişmeye ve daha çok bilgi almaya layık bulunurlarsa, "Anaktoron" adı verilen gizli ve küçük tapınağa alınırlardı. Burada, büyük bir gizlilik içinde kutsal ritüel uygulanırdı.
Eleusis'teki tapınağın merkezinde "Plutonion" adı verilen bir mağara bulunmaktaydı ve bu mağarada "Omphalos" (Göbek Deliği) taşı yer almaktaydı.

nebel3

Omphalos'un tüm yeraltı ve yerüstünün enerjilerini bir araya topladığı farzedilirdi. Böylece tüm Grekler için Omphalos, bereket ve üretkenliğin kaynağı olarak toprağı gösteren bir simge biçimini almıştı.
Gizli törende neler olup bittiği bilinmiyor. Ancak Eleusis Gizemlerine inisiyasyonun ruhsal bir yeniden-doğum ve bireyin tüm varlığının yenilenmesi anlamını taşıdığı düşünülmektedir. Bu törenin bir diğer anlamı da, bireysel varlığın kozmosun tanrısal gücü ile bütünleşmesi arayışı, yani törene sürekli eşlik eden ve belki de tüm uygulamanın gerçek değerini oluşturan bir bilinçlenme süreci olmasıdır. Ne var ki, tüm bunlar bir tahminden öteye gidememektedir, zira edilen ölümcül yeminler sayesinde gizlilik tam olarak sağlanmıştır ve adaylara nelerin açıklanığı bugün kesinlikle bilinememektedir. Arkeologlar ve tarihçiler bu gizemler üzerine çok sayıda tahminler yürütmüşlerdir, ama "Anaktoron"da neler olup bittiğini hiç kimse ortaya çıkaramamıştır.
Şenliklerin sonunda katılanlar, ölüler için özel törenler uygulardı. Tütsüler yakılır, toprağa kutsal sular dökülürdü. Artık güçlerinin sonuna gelmiş olan müritler küçük gruplar halinde ya da tek başlarına Atina'ya dönerlerdi. Şenliklerin bitişinde düzenlenmiş özel bir tören yoktu; artık herkesin yalnız kalıp yaşadıkları üzerinde düşünmelerinin zamanı gelmiş olurdu. (2)

Omphalos'un tüm yeraltı ve yerüstünün enerjilerini bir araya topladığı farzedilirdi. Böylece tüm Grekler için Omphalos, bereket ve üretkenliğin kaynağı olarak toprağı gösteren bir simge biçimini almıştı.
Gizli törende neler olup bittiği bilinmiyor. Ancak Eleusis Gizemlerine inisiyasyonun ruhsal bir yeniden-doğum ve bireyin tüm varlığının yenilenmesi anlamını taşıdığı düşünülmektedir. Bu törenin bir diğer anlamı da, bireysel varlığın kozmosun tanrısal gücü ile bütünleşmesi arayışı, yani törene sürekli eşlik eden ve belki de tüm uygulamanın gerçek değerini oluşturan bir bilinçlenme süreci olmasıdır. Ne var ki, tüm bunlar bir tahminden öteye gidememektedir, zira edilen ölümcül yeminler sayesinde gizlilik tam olarak sağlanmıştır ve adaylara nelerin açıklanığı bugün kesinlikle bilinememektedir. Arkeologlar ve tarihçiler bu gizemler üzerine çok sayıda tahminler yürütmüşlerdir, ama "Anaktoron"da neler olup bittiğini hiç kimse ortaya çıkaramamıştır.
Şenliklerin sonunda katılanlar, ölüler için özel törenler uygulardı. Tütsüler yakılır, toprağa kutsal sular dökülürdü. Artık güçlerinin sonuna gelmiş olan müritler küçük gruplar halinde ya da tek başlarına Atina'ya dönerlerdi. Şenliklerin bitişinde düzenlenmiş özel bir tören yoktu; artık herkesin yalnız kalıp yaşadıkları üzerinde düşünmelerinin zamanı gelmiş olurdu. (2)

Delfi, Parnossos Dağı’nın yamaçlarında kurulmuş bir kent, ama halkın değil tapınak rahiplerinin yaşadığı bir yerleşimmiş antik dönemde. Parnassos Dağı’nın Nuh tufanı benzeri bir hikayesi var mitolojide. Büyük bir sel dalgası gelip her şey sular altında bu dağın kaldığında tepesinde Deaculion ve karısı Pyrra sağ kalmış yanlızca. Tanrıça Themis’ten öğüt alıp suya taş atmaya başlamışlar, taşlar kemiklere dönüşmüş ve insanlık nesli yeniden dünyaya yayılmış... Antik Yunan döneminde Delfi’nin dünyanın merkezi olduğu söylenirmiş. Mitolojiye göre Zeus’us dünyaya iki kartal gönderdiğine ve bu kartalların bütün dünyayı dolaşıp Delfi’de buluştuğuna inanılırmış. Zeus’un oğlu bilgelik tanrısı Apollon da buraya yerleşmiş ve kendine bir tapınak inşaa ettirmiş. “Delphoi” adı da Apollon’un yunuslarını ima ederek “delphis / yunus” kelimesinden geliyor. Bu bölgede omphalos (“göbek deliği” demek dünyanın merkezi anlamında) denilen bir taş bulunduğu yazıyor kaynaklarda, yapılan araştırmalar bu taşın dünyaya çarpan bir meteor olduğunu gösteriyormuş. M.Ö 1500’den bu yana tapınaklar olmuş Delfi’de ama Apollo tapınağı olarak asıl ününü kazanması M.Ö 1000’den sonra olmuş ve yüzyıllarca bütün Yunan dünyasının kehanet merkezi olarak büyük ilgi görmüş, tabi en varlıklı tapınaklardan da biri olmuş. Kutlamalar ve şenlikler için de tiyatro ve stadyum yapıları inşa edilmiş. O dönemde yazılmış olan Yunan tragedyalarının çoğunda görülür bu ilgi, oyunun bir yerinde mutlaka Delfi’deki kahinlere danışılır ya da oradan önemli bir haber gelir. (3)

 

 

 

 

 

 

 

ompholos, nebel of the world(dünyanın göbeği)

melone

karpuz göbeği

 

 

 

 

 

Kaynaklar :
(1) http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=omphalos

(2) http://www.hermetics.org/Eleusis.html

(3) http://www.elbruz.net/index.php?sayfa=dergi&bolum=15&yazi_id=493

 

©dilek birdinç kutzli 2012